Site İçi Arama
Kategoriler
Sarman´ın Tavsiyeleri

Yaz bastırdı, sıcak mı sıcak; gündüzleri hal bırakmıyor oynayacak. Yine de aldım Paspas’ı yanıma, gittik köşedeki süslü kadının çiçekçi dükkânına. Bizim belalımız yaşar burada, adı da kendi kadar beter: Yuka. Sanki, Japonya’dan bol kılıçlı bir Ninja.

Paspas, MultiKılıçlı Yuka'ya karşı.

Ne zamandır derdimiz, bu yeşil kılıçlı bitkiyi yenmek. Sağdan yaklaşıyoruz, yandaki yaprak batıyor. Soldan davranıp ısırıyoruz, yaprağı somon pulu gibi ağzımızdan kayıyor. Paspas tırmandı süslü kadının koltuğuna, cesurca saldırdı Yuka’ya MAAAV, naralarıyla.

Süslü kadın belirmez mi o anda… Zor attık kendimizi dükkândan dışarıya. Paspas, tam patisini atıyordu ki kaldırıma, çifttekerli kükreyen at geçti önünden bıyık farkıyla. Az daha Paspas, olacaktı çiçekçi dükkânına gerçekten paspas.

Kükreyen ata kızıp peşinden koştum, yakalayana aşk olsun. Sarman’ın yeni görevi bu mahlûkatı ve binicilerini araştırmak oldu, bu hikâyeyi dinlemek isteyenlere, günlük dertlerini bir süreliğine unutturdu…

İnsanların her şeye dair sıkıcı kuralları var. Mesela kaldırımlar… Bunlar yürüyenlere, koşanlara ait diye bilirdik. Peki, bu kükreyen atlara ne oluyor? Binicisi herkesin üzerine sürüyor.

Kedigillerde bir yer bizimse, başkası buraya girmeye cüret ederse, bir mavlarız… Baktık olmuyor, pençeyi atarız… Baktık yine olmuyor, mahallenin otorite kedisine şikâyet eder, pençeyi ona attırırız… Fakat bu kükreyen atlı süvarilere ne mav söküyor ne otorite. Bu mahallenin en büyük kudreti onlarda. Ne kimseyi dinliyorlar ne de kimse engelleyebiliyor onları.

Bu kükreyen atlar ister sinek siklet olsun, ister boğa kadar, üzerine binen insan bir havalara giriyor. Tamam, aralarında efendileri de var… Onlar kendi yolundan gidiyor, iyi sürüş eğitimleri alıyor, hatta nazikçe bana yol verdiği bile oluyor.

Hem kendisini koruyan, hem çevresine dikkat eden örnek biniciler.

İşte onlar, bu yazının dışında kalıyor. Aşabilseydim eğer miğferlerini, alınlarından öperdim hepsini.

Fakat bir de acayip olanlar var ki; üşenmedim, düştüm peşlerine; olayları yakından incelemeye.

Sinek Sıkletler: Pire kadar bir şeye biner. On kat fazla gürültü yapmak, aklınca hava atmak için, teçhizatı kasten bozar. Cırtlak perdeden bir sesle, “patapata” gezerken, özellikle kadınlara doğru yolladığı acayip sırıtışlarla puan kazanmaya çalışır. Aslında tuş olmuştur da, beyni bunu henüz algılamamıştır.

 

Kulak Zarı Avcıları: Bu cinse kalabalık ve popüler caddelerde rastlanır. İlk bakışta gösterişli kıyafetleri ve kara panterlere denk güzellikte hız binekleriyle hayranlık uyandırır. Ne var ki gazı acayip bir şekilde köklediğinde, 500 metre içindeki tüm evlerin camları zangırdar, kimilerinin kulak zarı patlar. İşin kötüsü kendisini rallide sanan bu binici, gece yarısından sonra da gezinmeyi sever. Tekerinin değdiği her yerde, yaşayanları yerinden zıplatıp, uykusundan eder.

 

Can Kaşıyan Taşıyıcılar: Hani şu kafası olmayan efsanevi bir Hayalet Sürücü vardır ya, onun torunudur. Bir yerden bir yere bir şeyler taşır durur. Küstah denecek kadar cesurdur. Miğferini, zırhını genelde kuşanmaz. Kükreyen atı sürmeyi bilip bilmediği bilinmez. Yaya yolunda gider, üzerine sürer, girilmeyecek yere girer, durulmayacak yerde durur. Karışan olmayınca kudurur da kudurur. Bunlar, otorite motorite dinlemez, bildiğini okur… Yine de sonları bazen pek fena olur.

Sarman Dedektifiniz biraz daha derine inince, bu taşıyıcıların nereden güç aldığını da buldu. Bunları bu hale getiren, yine insanoğluydu. Evde yemek yapmayıp, dışarıya çıkıp iki adım yürümeyip, yemeklerini ayaklarına isteyen Firavunlar, Paşalar, Krallar, Sultanlar onlar. Ya da işini zamanında bitirmeyip, çooook acele bir yerlere ulaştırmak isteyenler. Bu mağrur insanlara her şeyin önüne gelmesi de yetmez, son derece hızlı gelmeli, geç kalınca cezalandırılmalı, kuyrukları çekilmelidir sorumluların. Böyle olunca, taşıyıcılar coşar da coşar. Hem hız hem akıl hem de can sınırını aşar.

Bakın, Paspas orada paspas olacaktı diyorum… Sıra bir gün size gelmez umuyorum.

Bir tek benim gözüme mi batıyor bu kükreyen atlı süvariler? Siz hiç yaşamadınız mı, tanık olmadınız mı onların gazabına. Haydi, bari şimdi çıkarın sesinizi, dökün içinizi. Bir iki laf edin de biz de dinleyelim tatlı tatlı sesinizi.

 

Yorum Yaz

        alpsaldamli.com Mobil Versiyon