Site İçi Arama
Kategoriler
Sarman´ın Tavsiyeleri

Köşede bir fırın var, biz mahallenin kedileri çok severiz. Simit yaparlar, tepside kalan susamları kuşlara atarlar. Bir güvercin bir serçe, sorma gitsin… Sanki panayır yeri! Sayıları çok olunca bulaşılmıyor, o kadar kanat, gaga en dayı kediyi bile kaçırıyor. Yine de Paspas’la gider, bakar bakar, ah çekeriz; yakalayamasak da heyecan yapar eğleniriz.

Ramazanda günbatımına yakın bu fırını daha bir severiz. Bir yığın insan toplanır fırının önünde, huşu içinde sıralanır. Sabah aceleden önündeki kedinin kuyruğuna basanlar, burada huzurlu, sabırlıdır. Hele sıcak günlerse, önemli bir irade savaşı vermiş, kazanmıştır. Başarmanın mutluluğu yüzüne yansımıştır. Sıcak pide adeta, bu ortak seremoninin sonunda, hepsinin göğsüne takılacak irice bir madalyadır.

 

Peki, içeride o kadar ekmek ve önceden çıkmış pide varken, neden bu insanlar kuyruğa girer, illa da sıcağını bekler. Ben pek anlamam, ama sanırım bunda tereyağının parmağı var. Pideler çıkar, şanslı insanlar teker teker evlerine dağılır. Arkalarında sıcak pidenin baştan çıkaran kokusunu bırakır. Kalanlar ise, biraz daha sabret der, kendi kendilerine.

Esas, görünmez kahramanları kimse bilmez, Paspas ile ben biliriz. İnsanlar fırının satış katında bekler, fakat pideler alt katta yapılır aslında. Hangi hayvanı soksan, durmaz orada. Yaz sıcağında, kapalı ortamda, fırının karşısında bulundunuz mu hiç? Alevler yüzünüze doğru harıl harıl yanarken, alnınızdan ter şıpır şıpır damlarken, orucun son saatini, pide pişirmekle geçirirken, ne düşünür bu kahramanlar? Biz bilmeyiz… Ancak çok güçlü bir insan durabilir orada. Onlara daha büyük bir madalya veriyorlardır herhalde.

Türkiye güzel ülke; acıktın mı uzat bir dala elini, al ye meyveni. Sizin kadar olmasa da biz kediler de rahatız aslında. Açlıktan ölen kedi görmedim bugüne dek. Bir ilgilenen, yiyecek veren çıkıyor hep. Olmadı, avlanabilen avlıyor, o da olmazsa çöpler ne güne duruyor. Kapağı kapalı olmasın yeter. Bir de pek şakacı bir adam var, tam çöp bidonunun tepesinde durup, içeri ne var ne yok diye bakarken beni arkamdan içeri ittiriveriyor. Bir yakalasam göstereceğim gününü… Kork benden, biliyorum kokunu.

Hardal Dedem söylerdi: Bir yerde açlıktan kediler ölüyorsa, insanların durumu 10 kat beterdir, diye. Sokak kedileri esrarengiz biçimde kaybolmaya başlarsa, hiç durma orada hemen kaç derdi. Dünyanın her yeri aynı derece şanslı değil tabii. Bu sene dünyaya kafa atan kuraklık, Afrika’yı yere serdi. Koca kıtanın çok yerinde kedi medi kalmadı artık. İnsanlar bile kitleler halinde patır patır dökülürken, biz ne yapabiliriz ki? İnsanların, ağzına burnuna konan sineği kovacak hali kalmamış. Annelerin sütü, babaların kuvveti, bebeklerin hiçbir şeyi yok. Çekilen filmlere 30 saniye bakmaya yürek dayanmıyor.

 

 

İnsanoğlu böyle durumlarda biz kedilerden üstün işte. Yine bugünkü gibi korkunç bir kıtlık döneminde 1985’de “Live Aid” diye bir organizasyon yapmışlar. En ünlü şarkıcılar bir araya gelip, dünyanın her yerinden insanın kalbine dokunmuşlar. Sonunda toplananlarla denizden tankerler dolusu yiyecek, ilaç, kıyafet, teçhizat yardımı yapmayı başarmışlar. Yaralara çok geç olmadan ilaç olmuşlar.

Aynı ekip 2005’te “Live 8”i denemiş, amaç zengin ülkelerin yöneticilerini yardıma davet etmekmiş. Fakat olmamış, müzik, açlık, sanat, politikacıların kalbine dokunamamış. İnsanlar yine de durmamış, zor durumdakilere yardım için başka organizasyonlar da yapmış. Fakat bazılarını düzenleyenler, dertlere şifa olmak yerine paraları cebe atmış. İnsanoğlu böyle durumlarda da biz kedilerden üstün işte. Hiçbir kedi bu kadar bencil olamaz. Yardım paralarını cebe atıp, başkalarının ölümüne göz yumamaz.

Şimdi yine açlık zamanı! Bir yerde pide kokuları ovalara yayılıyor, diğer tarafta buğday tanesi bulan mutlu oluyor. İnsanlar da değişti belki, eskisi gibi değil. Şimdi yardım etmeye kalksa, gerçekten ellerine ulaşacak mı diye kara kara düşünüyor.

Vazgeçme insanoğlu, benim sana inancım sağlam. Birkaç kurnaz karabatak, senin alnına kara çalamaz. Tereddüdün mü var ellerine ulaşmaz diye; yardım için ayırdığın parayı böl birkaç kurum arasında. Biri yapmazsa, diğer ikisi ulaştırır. Senin birkaç liran orada büyür, ilaç olur, ekmek olur, hayat olur. Görmezden gelmeyin, daha fazla düşünmeyin, uzatın yardım elinizi de kurtulsun insanlar. Belki böylece bir gün, pide kokuları yayılmaya başlar Afrika semalarına da. Belki bir gün kediler de yine belirmeye başlar Kara Afrika’da.

Yorum Yaz

        alpsaldamli.com Mobil Versiyon